Kelesti

Eminönü'nde gezerken karşılaştığımız sepetçi Muharrem Usta'yı, ustalığını icra ederken farkettik. Ara bir sokakta küçük mavi dükkanı ile pek dikkat çekmiyordu. Afili bir tabelası veya koca yazıları olan bir dükkan değildi; aksine olması gerektiği gibi, soba bacasının dükkanın camından çıktığı, içeriden kestane ağacının tazeliğini ve canlılığını hissedebileceğiniz kokusu dışarı yayılan bir dükkandı.

Muharrem usta 25 yaşında, çıraklıktan babasının ve dedesinin yanında yetişmiş, işini o küçük dükkanda idame eden mütevazı bir abimiz.

Arkadaşlarımla birlikte  'baştan aşağıya emek kokan bu işi nasıl kullanabiliriz?' diye düşündük ve aklımıza bu fikir geldi. Doğallığın ve eskinin özlemini çektiğimiz modern dünyada bize eskiyi hatırlatabilecek bir küçük simge olmalıydı ve bunu günlük yaşantımızda kullanabilmeliydik. Mimarlık öğrencileri olarak ilk aklımıza gelen, her zaman kullandığımız proje tüpünü Muharrem abiyle birlikte el emeğine döktük.